Beşiktaş’ın Kadro Mühendisliği ve Uzun Vadeli Planlama Sorunu
Avrupa’daki başarılı kulüpler, her zaman savunma hattını önceliklendiren bir yaklaşım benimser. Çünkü bir başarı hikayesi, sağlam bir temel üzerine inşa edilir. Önce temelleri güçlendirir, ardından sistemli bir şekilde yapıyı yükseltirsiniz. Ancak Beşiktaş’ta ne geçen sezondan kalan bir düzen, ne bir oyun planı ne de sürdürülebilir bir yapı kalmış durumda.
Mevcut kadro, uzun vadeli bir planlama ürünü olmaktan oldukça uzak. Kadro oluşturulurken “yıldız oyuncular transfer edelim, günü kurtaralım” anlayışı benimsenmiş gibi görünüyor. Bu kısa vadeli düşünce, bazı durumlarda olumlu sonuçlar verse de uzun vadede kulübe ciddi zararlar verdi. Takımda ne pozisyonlar arası uyum sağlanabildi ne de oyun disiplini tesis edilebildi; bunun yanında belirli mevkilerde derinlik eksikliği baş gösterdi.
Beşiktaş’ın yeniden güçlü bir yapıya kavuşabilmesi için, savunmadan başlayarak tüm saha geneline yayılan bir planlama anlayışı benimsenmesi şart. Yalnızca yıldız oyuncular transfer ederek değil, taktiksel disiplin ve kolektif oyun anlayışıyla hareket etmek başarıya giden yolda en kritik gereklilik. Bu bağlamda, altyapı oyuncularının doğru şekilde takıma entegre edilmesi, uzun vadeli kontratlarla kadro istikrarının sağlanması ve teknik ekiple yönetim arasında güçlü bir uyum kurulması, kulübün geleceği için temel adımlar olacaktır.
Alanyaspor karşılaşması, Beşiktaş için hem sistemsel hem de kadro planlaması açısından geleceğe yönelik önemli dersler sunan bir mücadele oldu. Takım, oyuncularının bireysel özelliklerini yeterince öne çıkaramadığı anlarda ciddi bir verim kaybı yaşarken, farklı diziliş denemelerine rağmen bu sorunları çözmekte zorlandı.
Jonas Svensson, önünde çizgiyi etkili bir şekilde kullanan hücum özellikli bir kanat oyuncusu olmadığında performansında belirgin bir düşüş yaşıyor. Rashica’nın yokluğunda bu durum bir kez daha açıkça görüldü. Bu düşüşün temel nedeni, Svensson’un çizgiyi etkin kullanmaktan ziyade bir merkez beki gibi daha içe dönük bir oyun anlayışına sahip olması.
Beşiktaş, açık alanı kullanabilen bir çizgi oyuncusuna sahip olmaması nedeniyle özellikle sol kanatta ciddi bir eksiklik yaşıyor. Bu durum, takımı hücumda dar bir alana sıkıştırarak üretkenliğini sınırlandırıyor. Elzem takviyenin yapılması gereken yer ise açıkça sol bek pozisyonu. Çünkü hem ikinci forvetleşen Muçi hem de Semih Kılıçsoy, rakip savunma hattını merkezde meşgul ederken, bu alanı efektif şekilde değerlendirebilecek atletik ve çizgiyi kullanabilen bir beke ihtiyaç duyuluyor.
Merkezdeki yapı da aynı şekilde sıkıntılı bir durumda. Beşiktaş’ın elinde Rafa Silva ve Gedson Fernandes gibi teknik kapasitesi yüksek oyuncular olsa da, bu ikili ile merkezi kullanmak oldukça zorlaşıyor. Orta saha derinliğinde yalnızca Musrati’nin tek merkez olduğu bir sistem, hem savunma güvenliğini riske atıyor hem de hücumda bağlantı oyununu kesintiye uğratıyor. Bu sezon Musrati’nin tek başına merkezi kontrol etmeye çalıştığı sistem, Beşiktaş’a ciddi zarar verdi ve takımın oyun planını dengesizleştirdi.
Beşiktaş, hücum hattında koşucu oyuncularla dolu bir yapıya sahip ancak bu yapının etkili çalışabilmesi için ön tarafta topu tutabilecek bir pivot oyuncuya ihtiyaç duyuyor. Koşu yapan oyuncuların oyunu açıp rakip savunmayı genişletebilmesi için, onları besleyecek ve topu rakip sahada tutabilecek bir oyuncunun varlığı elzem.
Ancak mevcut kadrodaki Immobile, bu ihtiyacı karşılayabilecek bir profil sunmuyor. İtalyan forvet, daha çok ceza sahası içinde bitiriciliğiyle bilinen bir oyuncu olsa da, Beşiktaş’ın pivot ihtiyacını karşılamakta yetersiz kaldı. Bu durum, takımın hücum planını baştan itibaren sıkıntıya soktu ve adeta “bebeğin ölü doğduğu” bir sistem ortaya çıktı.
Gedson Fernandes, merkezden uzaklaşıp kenarlara daha sık hareket ettiğinde hem pozisyonunu hem de etkinliğini artırıyor. Bu durum, Beşiktaş’ın orta sahada iki tutucu oyuncuyla oynadığı senaryolarda daha belirgin hale geliyor. Gedson’un oyuna daha fazla katkı yapabilmesi için topla sık buluşmaktan ziyade, takım arkadaşlarına alan yaratacak ceza sahası koşuları yapması gerekiyor. Beşiktaş, sezon başında Giovanni van Bronckhorst yönetiminde bu stratejiyi büyük ölçüde başarıyla uygulamıştı.