Hazırlık Maçı Havasında Taktiksel İpuçları
Beşiktaş için bana kalırsa ölçüt kabul edilebilecek bir mücadele değildi. Maç üzerinden yapılan hoca eleştirilerine de övgülerine de katılmıyorum. Açıkçası, tempo ve ciddiyet açısından hazırlık maçı havasında geçtiğini söylemek yerinde olur. Böyle karşılaşmalarda asıl amaç, maç temposunu artırmak ve yerleşim planı üzerinden gelişmesi gereken noktaları görmek olmalıydı.
Özellikle ikinci yarıda geride bekleme eğilimi dikkat çekti. Evet, Beşiktaş bu maçta belki on gollü bir galibiyet alabilecek fırsatlar bulabilirdi; ancak bu, oyun içindeki yapısal sorunların çözüldüğü anlamına gelmeyecekti. Rakip savunma çizgisine yapılan geçişlerde hız fena değildi, ancak geçişlerin sayısı ve istikrarı hâlâ yeterli seviyede değil. Bu durum, sezon içinde güçlü rakiplere karşı sorun yaratabilir.
Siyah-beyazlılar oyuna klasik 3+1 düzeniyle başladı. Orkun’un zaman zaman fazla derine inmediği sekanslar gözlendi. Kenar oyun kurucu rolünde Joao Mario’nun merkeze sık sık yaklaşması, orta alanı sayısal olarak güçlendirdi. Sağ bekte Svensson olsa da olmasa da Beşiktaş’ın geriden oyun kurulumuna aktif katılan bir sağ bek ile sezona başlayacağı netleşmiş görünüyor. Bu maç, her ne kadar ana kıstas olmasa da bu tip yerleşim tercihlerini görünür kıldı.
Tayfur’un oyuna girmesine rağmen çizgi beki gibi konumlanmaması da bu tespiti güçlendirdi. Sağ çizgide Muci’nin varlığı ve Abraham-Rafa ikilisinin onunla birlikte ileri merkez hattını üçlemesi, kenar oyun kurucu anlayışını somutlaştırdı. Geçmişte bu rolü çoğunlukla Rashica üstlenmişti. Şimdi merak edilen, yapılacak transferlerin ardından Beşiktaş’ın yeniden bu profilde bir kanat oyuncusunu tercih edip etmeyeceği ve bunun merkezdeki yoğunluğu nasıl etkileyeceği.